Hukuk olmayınca zaten "kimse" olmaz.
Hukuk'un alanı sosyalizasyonun, yani, toplumsallaşmanın alanıdır.
Kişilik, kimlik edinme sürecinin bir adı da "toplumsal dayanışma"dır. Dayanışmanın lağvedildiği, yani artık selamlaşmayan, selamlaşmamasında karar kılınmış bir toplum insan kimse yetiştiremez.
Hukukun silindiği bir toplum haksız ve hakikatsiz bir toplumdur.
Gerçekliğinin hakikatinden bile sürülmüşlük budur.
Sokaklarında artık insan avlanılacaktır!
Sessiz Kalınmayacak Yerde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sessiz Kalınmayacak Yerde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Kasım 2015 Pazar
Kimsenin Bir Gün Hukuka İhtiyacı Olmaz!
Etiketler:
Karar Perdesinden,
Sessiz Kalınmayacak Yerde,
Ustaların Ağzından,
Yetti Artık,
Zevrâk-ı Derun'umuzdan
21 Ekim 2013 Pazartesi
Rızâ Hayâtlı Olduğunu Kabûlden İbârettir, O Kadar!
İnsân hayatlıdır, canlıdır, bir dünyâdadır; başkalarının içindedir, arasındadır.
İnsân düşe kalka büyür. İnsanlık iki rüyâ arasında ne kâbûslar görüştür.
İnsân, elinde olanları dahi elinde tutamaz. Kendisinde olanları ebediyyen kendisinin kılamaz.
İnsân bir gelip geçicilikte, kazâ belâ arasında kalışta kendisi olarak kalmaya, kendisi olarak yaşamaya bütün itirâzlarına, çırpınışına rağmen mahkûmdur. Rızâ bu mahkûmiyetten özgürlük çıkarır, türetir, kurar, oluşturur. Mahkûmiyet yanılgısından insanlığın oluşma süreçlerine yüzünü çevirir.
Zihinde oluşup yaşanan/vücutlu bir kararlılığa dönüşen kendisi hakkında gerçekçi olma, rüyâsı ve şartları arasındaki dağınıklıkta yaşamayı kabûllenme, hakikatle barışık yaşama bilincidir.
Rıza ne zûlmü, haksızlığı; ne de kazârâ olanı ve kazâda takılıp kalmayı seçiştir.
Rıza insân olmaya, insân olarak yaşayıp ölmeye açık durmaktır.
Kazâ ve belâ gelicidir, öğreticidir. Hattâ alıp götürücüdür.
Yanlıştan, ters gidenden öğrenen gülün dikenini seven bülbüldür.
Kendisini gülün dibinde bulan, mazoşist değildir; gülün dibi ariflerin mezârıdır.
Efendim. Aşkla söz ederiz!
Etiketler:
Gelen Sorular,
Haddimize Düşmeden,
Hatırlama Notu,
Hülâsa,
Karar Perdesinden,
Kenardan Geçerken,
Kuyudan Hikmet Çıkarmak,
Mesneviyi Okumak,
Sessiz Kalınmayacak Yerde,
Zevrak-ı Derunumuzdan
14 Kasım 2012 Çarşamba
YER DE GÖK DE YERİDİR İNSANî ANLAYIŞIN
Yerin doğrusu ile göğün doğrusu çelişmez.
Yer ve gök mecazdır, kelimedir o kadar.
Yeri göğü anlayış; gökten yağan ve yerden biten işaretleri, kitabı ve dünyayı, insanı ve hayvanı, maddeyi ve kavramı anlayış kendini hakikate açış işidir.
Hakikate hakikatten itirazla, yani hayatın söylediklerinden itirazla açılırız. Ezberlenmiş tecrübe ya da yorum ile değil.
Yorum yorumlara ışık tutar, yol açar. Hayat itiraz eder: Düzeltirsin. Düzelttiğin yine bir yerde takılır.
Bu iş böyle. Kolayı yok.
Hayatsızlık hiç mi hiç hakikatlilk değil!
Etiketler:
Ezberin Bozulacağı Yer,
Gelen Sorular,
İtiraz Notu,
Kenardan Geçerken,
Mesneviyi Okumak,
Sessiz Kalınmayacak Yerde,
Sıkça Sorulan Sorular Üzerine Düşünürken,
Yetti Artık,
Zevrâk-ı Derun'umuzdan
1 Ekim 2012 Pazartesi
Mesnevîyi Okumak Değil, Hayat Yoldan Çıkarır: Hayatsız Kalın, Sınanmayın!
Allâmeler "Mesnevî yoldan çıkarır, okumayın!" diyorlarmış.
Okumayın!
Mesnevîde bir hakîkat varsa onu zaten hayat karşınıza çıkarır, hakîkat derdiniz varsa, sabrınız varsa.
Mesnevîden kafanız karışacaksa yine okumayın, hayatın halleri zaten kafa karıştırır.
Fırtınada, hayatta; söze, bilgiye, hayata açıklıkta durulmak risklidir.
Evinizde oturun.
Sağa sola bakmayın, hayata atılmayın bu imkânınız, lüksünüz varsa.
Sokaktaysanız, itilip kakılacaksınız. Bir kitabın anlattığı itilip kakılmanın hikmetidir sadece, siz sahiden itilip kakılacaksınız. İtilip kakılma size hikmeti sunduğu kadar insanlıktan çıkmanın kapısını da açacak. Hikmetine dayanamayan, şiddetine ne kadar dayanır ki?
İnsan dayanıksızdır, insan çiğ süt emmiştir. Dalgalarla boğuşmaya kalkmayacaksınız ki bu da bir had biliştir.
Dalgalarla boğuşacak, hayattan gelene rıza gösterecek, güçlüklere göğüs gerecek, aşılmaz dalgalara kulaç atıp da gönül rızasıyla boğulacaksınız: Bu da bir had biliştir.
Birisinin yarasını sararken mikrop kapabilirsiniz, sarmayın! Birisinin hayatını korurken onun yiyeceği bıçağı siz yiyebilirsiniz, kurtarmayın, üzerine kapanmayın! Bir risk almayın, hayatlanmayın, halk içine karışmayın! Korkuyorsanız, sakının!
Mevlânânın geleneği tersini söyler: Üzerine kapan, bıçaklan! Hayattan kaçma! Çalış, insan içine karış! Başkalarının yaralarını sar! Başkalarının sırlarını küçümseme, gece gibi ört!
Korku insana mahsustur. Gizleyen korkunun esiridir. Saklanan günahsız sevapsızdır da.
Hayata bulaşacaksan hayatın ustası olacaksın. İnsan hayatını, kainatın hayatını bileceksin. Bilmemezlikten gelerek değil, bilerek, kapışarak, boğuşarak insan olacak, insan kalacaksın.
İsteyen okumaz, ben okuyorum! Ne günahsızım, ne hayata yasakçı, ne cenneti garantili, ne cehennem kaçkını. Bütün sınanmalardan başarıyla geçilemeyeceğini bilerek, bütün sınanmalardan geçmemek için, başkalarından öğrenmek için, bilginin tecrübesiz cehalete esaret olduğunu kavrayarak, başkalarının tecrübelerine de açılarak okuyorum. Bizim ve başkalarının bilgelerini, bilgeliğini, hayatın hikmetini...
Bu halk ile kurduk güzelliğin kurulması en zor kalelerini. Onların hayatı, çilesi, derdi, tasasından kaçarak onların yol açanı olmak ne mümkün? Geçmişini yasaklayarak geleceğini sterilize etmek akıl kârı değildir. Daha iyisini biliyorsan daha iyisini yaparak, daha iyisini söyleyerek yönlenirisin geleceğe!
Okumayın!
Mesnevîde bir hakîkat varsa onu zaten hayat karşınıza çıkarır, hakîkat derdiniz varsa, sabrınız varsa.
Mesnevîden kafanız karışacaksa yine okumayın, hayatın halleri zaten kafa karıştırır.
Fırtınada, hayatta; söze, bilgiye, hayata açıklıkta durulmak risklidir.
Evinizde oturun.
Sağa sola bakmayın, hayata atılmayın bu imkânınız, lüksünüz varsa.
Sokaktaysanız, itilip kakılacaksınız. Bir kitabın anlattığı itilip kakılmanın hikmetidir sadece, siz sahiden itilip kakılacaksınız. İtilip kakılma size hikmeti sunduğu kadar insanlıktan çıkmanın kapısını da açacak. Hikmetine dayanamayan, şiddetine ne kadar dayanır ki?
İnsan dayanıksızdır, insan çiğ süt emmiştir. Dalgalarla boğuşmaya kalkmayacaksınız ki bu da bir had biliştir.
Dalgalarla boğuşacak, hayattan gelene rıza gösterecek, güçlüklere göğüs gerecek, aşılmaz dalgalara kulaç atıp da gönül rızasıyla boğulacaksınız: Bu da bir had biliştir.
Birisinin yarasını sararken mikrop kapabilirsiniz, sarmayın! Birisinin hayatını korurken onun yiyeceği bıçağı siz yiyebilirsiniz, kurtarmayın, üzerine kapanmayın! Bir risk almayın, hayatlanmayın, halk içine karışmayın! Korkuyorsanız, sakının!
Mevlânânın geleneği tersini söyler: Üzerine kapan, bıçaklan! Hayattan kaçma! Çalış, insan içine karış! Başkalarının yaralarını sar! Başkalarının sırlarını küçümseme, gece gibi ört!
Korku insana mahsustur. Gizleyen korkunun esiridir. Saklanan günahsız sevapsızdır da.
Hayata bulaşacaksan hayatın ustası olacaksın. İnsan hayatını, kainatın hayatını bileceksin. Bilmemezlikten gelerek değil, bilerek, kapışarak, boğuşarak insan olacak, insan kalacaksın.
İsteyen okumaz, ben okuyorum! Ne günahsızım, ne hayata yasakçı, ne cenneti garantili, ne cehennem kaçkını. Bütün sınanmalardan başarıyla geçilemeyeceğini bilerek, bütün sınanmalardan geçmemek için, başkalarından öğrenmek için, bilginin tecrübesiz cehalete esaret olduğunu kavrayarak, başkalarının tecrübelerine de açılarak okuyorum. Bizim ve başkalarının bilgelerini, bilgeliğini, hayatın hikmetini...
Bu halk ile kurduk güzelliğin kurulması en zor kalelerini. Onların hayatı, çilesi, derdi, tasasından kaçarak onların yol açanı olmak ne mümkün? Geçmişini yasaklayarak geleceğini sterilize etmek akıl kârı değildir. Daha iyisini biliyorsan daha iyisini yaparak, daha iyisini söyleyerek yönlenirisin geleceğe!
Etiketler:
Ezberin Bozulacağı Yer,
Gelen Sorular,
Karar Perdesinden,
Kenardan Geçerken,
Kuyudan Hikmet Çıkarmak,
Mesneviyi Okumak,
Sessiz Kalınmayacak Yerde,
Yetti Artık
6 Mayıs 2012 Pazar
Ezber Hırkasının Dikişini Sök, Terbiye Edilmiş Keçeye Bürün! Karşında Olanın Derdinden Konuş!
"Doğu, kurumuş ırmağına bir dil ararken"
Enis Diker ("Kum Hep Kum")

Doğunun dili de gönlü de kayıp.
"Çağımızın Mevlânâları"na bakıyorum: Ne cihanşümûller, ne de karşılarında olanın dili gönüllerinde.
Kendi ızdıraplarından konuşuyorlar, düşmanlarının ızdıraplarından bile değil.
Doğu dilini bulacak: Olan'ı büyüterek değil, ufkunu büyütüp genişleterek.
Muhafazakârlığımız mazbut değil, kaptığını götürüyor, estetiksiz, başkasız, geçmişi ihalede.
Fütüvvet çekilince yeni solcular bile yetiştiremez oldu memleket.
Aydın yok, insan yok oluyor, dağın taşın, kurdun kuşun hakkı yeraltına veriliyor.
Çölleşen nehir yataklarından, deryalardan, ovalardan savrulan kum soframızda, yüzümüzde. Lokmamızda çıtırdayan kum.
Gün gelmiştir, artık, "yeni şeyler söylemek lâzım!". Eskisiz, geçmişsiz, geleceksiz; kendisi gibi olanlardan ibaret bir dünya kurmuşluklarda dilini yitirmişlikten değil; karşındakinin gönlünde gölgeleneni, yeşeremeyeni de ufkuna alarak, ufkunda açarak!
Etiketler:
Deneme,
Karar Perdesinden,
Kenardan Geçerken,
Kuyudan Hikmet Çıkarmak,
Mesneviyi Okumak,
Sessiz Kalınmayacak Yerde,
Sıkça Sorulan Sorular Üzerine Düşünürken,
Zevrâk-ı Derun'umuzdan
10 Nisan 2012 Salı
Ölüm Kavuşmadır!
Ölüm kavuşmadır.
Ölüm, hayatla sınanmanın sona ermesidir.
Ölümle gelen, sınavları başarmış olmanın sevinci değil, tüm sınanmaların içinden başarıyla çıkışın olmadığını kavramışlığın sınırlarından, sonluluğundan, çaresizliğinden ürkmeyi bırakmışlığın sevincidir.
Ölümü kavuşma gören için vaad edilmiş adalet yanlışının gösterilmesi, hatadan vazgeçebilme, yanlışını gizlememeyi kabulleniş kapısıdır.
Öbür dünya bir ihtiyaçtır da: Hesabını verebilme, kibirini kırabilme hesap sorma talebi değildir.
Hesap sormaktan vazgeçmiş, hesabını kendisine vermiş insanın adâlet duygusunu sınama, keyfi olmama dileğidir öbür dünya. Hesabını kendisine vermişlik hesabını vermişlik, muhasebe defterini kapatmışlık değildir.
İnsan yanlışsız, incitmeden, zarar vermeden yaşamış olunmayacağını bilmenin nemelâzımcılığı ile değil tevâzûsu ile beklentisizdir. Beklenti bir kesinleştirmişlik, güvence almışlık olarak anlaşılacaksa.
Rahmet, şevkât, affediliş tevâzûnun beklentisidir. Hep haklı ve hep doğru oluş iddiasında bulunmamış bir titizliğin, inceliğin, dikkat edişin insanî sınırlarda eylemiş ve yaşamış olarak kabul edilme dileğidir.
İnsanın adâlet duygusunun sınanması kendi talebi de olduğunda; adâlet talebi kendisi ile mutabakatı olmayanın hakkını gözetme ve önerilebilecek duruş olarak duruşunun muhakemesi olduğunda insan yeterince toplumsallaşmıştır. Bir insanın insan olma yolundaki başarısı ve başarısızlığı bir noktadan sonra insanlığın kendisi ile hesaplaşmasıdır da.
Bildiklerini öğretmiş olmak, insan yetiştirmek sadece ve sadece teskin edici, vicdân rahatlatıcıdır. Hakîkat gizlenemez. Aklın yolu birdir. Öğretemediklerimiz bulunacaktır. Öğrettiklerimizin hakîkatini bulmak yorumlayanın işidir. Yorumlayan bizim de sağlamamızı yapar. Bizi de geliştirir, hayatta olsak da olmasak da. Bir hakîkatin parçası olarak bizi. Yanlış yorum, anlaşılamama hakîkatin imtihanı değildir. Doğru yorumun da hakikatin kendisi olmadığı, bir gerçekliğin hakikati olduğundaki gibi.
Öğrenciler teselli eder. İrfan teselli edilmiş, korkuyu neyi kurtarıp neyi kurtaramayacağından çıkarmış bilgidir.
Korku, adil olmama kaygısına yöneldiğinde insanın teskin edilmişliği hayatının sahibi olma vehminden sorumluluğunun sorunlarına yol alır.
Korkusuzluk yoktur, teslim olmuşluk değildir, bir eksikliktir. Korku, kaygı, endişe kazanacağı veya kaybedeceğinden kurtulmuş bir hesaplaşmanın, bırakılacak mirasın kendisini gözden geçirmesindedir.
Ölüm, hayatla sınanmanın sona ermesidir.
Ölümle gelen, sınavları başarmış olmanın sevinci değil, tüm sınanmaların içinden başarıyla çıkışın olmadığını kavramışlığın sınırlarından, sonluluğundan, çaresizliğinden ürkmeyi bırakmışlığın sevincidir.
Ölümü kavuşma gören için vaad edilmiş adalet yanlışının gösterilmesi, hatadan vazgeçebilme, yanlışını gizlememeyi kabulleniş kapısıdır.
Öbür dünya bir ihtiyaçtır da: Hesabını verebilme, kibirini kırabilme hesap sorma talebi değildir.
Hesap sormaktan vazgeçmiş, hesabını kendisine vermiş insanın adâlet duygusunu sınama, keyfi olmama dileğidir öbür dünya. Hesabını kendisine vermişlik hesabını vermişlik, muhasebe defterini kapatmışlık değildir.
İnsan yanlışsız, incitmeden, zarar vermeden yaşamış olunmayacağını bilmenin nemelâzımcılığı ile değil tevâzûsu ile beklentisizdir. Beklenti bir kesinleştirmişlik, güvence almışlık olarak anlaşılacaksa.
Rahmet, şevkât, affediliş tevâzûnun beklentisidir. Hep haklı ve hep doğru oluş iddiasında bulunmamış bir titizliğin, inceliğin, dikkat edişin insanî sınırlarda eylemiş ve yaşamış olarak kabul edilme dileğidir.
İnsanın adâlet duygusunun sınanması kendi talebi de olduğunda; adâlet talebi kendisi ile mutabakatı olmayanın hakkını gözetme ve önerilebilecek duruş olarak duruşunun muhakemesi olduğunda insan yeterince toplumsallaşmıştır. Bir insanın insan olma yolundaki başarısı ve başarısızlığı bir noktadan sonra insanlığın kendisi ile hesaplaşmasıdır da.
Bildiklerini öğretmiş olmak, insan yetiştirmek sadece ve sadece teskin edici, vicdân rahatlatıcıdır. Hakîkat gizlenemez. Aklın yolu birdir. Öğretemediklerimiz bulunacaktır. Öğrettiklerimizin hakîkatini bulmak yorumlayanın işidir. Yorumlayan bizim de sağlamamızı yapar. Bizi de geliştirir, hayatta olsak da olmasak da. Bir hakîkatin parçası olarak bizi. Yanlış yorum, anlaşılamama hakîkatin imtihanı değildir. Doğru yorumun da hakikatin kendisi olmadığı, bir gerçekliğin hakikati olduğundaki gibi.
Öğrenciler teselli eder. İrfan teselli edilmiş, korkuyu neyi kurtarıp neyi kurtaramayacağından çıkarmış bilgidir.
Korku, adil olmama kaygısına yöneldiğinde insanın teskin edilmişliği hayatının sahibi olma vehminden sorumluluğunun sorunlarına yol alır.
Korkusuzluk yoktur, teslim olmuşluk değildir, bir eksikliktir. Korku, kaygı, endişe kazanacağı veya kaybedeceğinden kurtulmuş bir hesaplaşmanın, bırakılacak mirasın kendisini gözden geçirmesindedir.
Etiketler:
Haddimize Düşmeden,
Hatırlama Notu,
Kenardan Geçerken,
Kuyudan Hikmet Çıkarmak,
Mesneviyi Okumak,
Sessiz Kalınmayacak Yerde,
Zevrâk-ı Derun'umuzdan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
