Korkmaya hakkınız olduğunda korkun.
Çekinmeye hakkınız olduğunda çekinin.
Konuşmaya zorlandığınızda becerebiliyorsanız susun.
Ama ağzınızı açarsanız bir kez, hakikatten başka ses çıkmasın sizden.
Korkmak, çekinmek insanîdir.
Ateşle oynadığının farkında olmak, avamı ürkütür, ip cambazını ipten düşürür.
İp cambazı, ateş yutan, çember yırtan aslan bilir ve unutur.
Bilmek sarsar, bilmek ürkütür, bilmek sorumlu kılar. Bildiğini eliyle, gözüyle, nefesiyle bilen bildiğinde ustadır.
Usta okçu nişan almayı unutur. Attan ata atlayan hesap yapmaz, gözünü dört açar
Hesap yapacaksan attan ata atlarken yapman gereken hesabı yap. Yapılmamışı yaparken, ne yapılırsa yapılsın işlemeyeceğini bilenin ve yere çakılana kadar çare arayanın hesabını yap. Yere çakılmaman atın seni misafir etmeye gönüllü olmasından ve hesaplılığı öncelememenden. Düşe kalka büyüdün. Başka çaren kalmadığında, yere çakılırken, aslan ağzını açtığında, havaya fırladığında düşündüğün yapılabilecek bir şey aramaktan ibaret. Dişin de tırnağın da bunu aramakta. Ya düşüşe razı ol, aslanın ağzına kafanı sok, bazan en doğrusu budur, ya da tecrübe altındaki tecrübeden ol.
Gördüğün yapacağın,. Gördüğün düşündüğün. Gördüğün imkanın.
Sen susanlardan değil konuşanlardan olduğunda sana geveze diyecekler belki, ”konuşmam göz gezdirmekten ibaret ”de. Sustuğunda ”susturduk” da diyecekler, ”pısırık” da, ”tenezzül etmiyor” da. Aynı kişiden, aynı kişilerden hepsini birden duyduğunda de ki, biz gördüğümüzde karar vermiş oluruz. Söylediğimizde yapıyor oluruz.
Kaçınamayacağın bir şey var Ey Talip:
Haklıyı haksız, mazlumu zalim, yalanı doğru yapamazsın. Bunlar zıddına da dönüşür, ama, buna sen karar veremezsin. Bir söylediğin bir söyleyeceğini tutmayacak olduğunda dahi olanı söyleyeceksin. Önce kendine, önce talibi olana.
Önce başkalarına söyleyen ya gevezedir gerçekten, ya da kendinden geçmiş bir kişi. Kendisinde saklayacağı bir şey kalmamıştır, söyler. Dağdan, taştan ayırd edemez de söyler. Düşündüğünü herkesin bildiğini göstermek ister de söyler.
Söyleyeceğin şey zaten herkesin bildiği bir şey. Suskunluğu, konuşmuşluğu abartma!
Kapını çalan hakikat ise, kalacak bir yer arıyorsa, bu kalbin kendi yuvası olduğunu bilir de kapını vurur.
Hakikate sırt döndüğünde, hakikatinin hakikatine sırt döneceksin, bundan büyük yitirilecek hiç bir şey yok!
Kapıyı açamaman son şansı kaçırman da değil. Sana uğrayacak olan, çaresiz olsa bacadan girerdi. Sen kararını vere dur, ben kapıma bekçiler koymaktayım. Kapılarımı sökmekteyim. Kapının önünde yatmaktayım. Sen yolundan çıkmışlarla kendini aynı taşa vurma.
Hakikat mevzubahis olduğunda, başka her şey teferruattan ibarettir.
İster sus, ister konuş, ister ustalarını hatırla: Gördüğün ve işittiğin her şey sana emanet.
Üstünü örtmek ya da aydınlığa kavuşturmak hakikatlilik işi.
Gece gibi karanlık ve şefkatli ol örttüğünde.
Pırıl pırıl güneşli bir gün gibi aydınlat karanlıkta kalanı, herkese ait olanı, söylemen için senin kapını çalanı.
Sırrı olan konuşur. Susan konuşur.
(Çarşamba, 01:43)
Sessiz Kalınacak Yer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sessiz Kalınacak Yer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2011 Çarşamba
HAKİKAT MEVZUBAHİS OLDUĞUNDA GERİYE KALAN HER ŞEY TEFERRUATTAN İBARETTİR!
Etiketler:
Deneme,
Haddimize Düşmeden,
Hatırlama Notu,
İtiraz Notu,
Kuyudan Hikmet Çıkarmak,
Mesneviyi Okumak,
Sessiz Kalınacak Yer,
Zevrâk-ı Derun'umuzdan
23 Aralık 2010 Perşembe
MAHCUP AŞIK KİME SORAR Kİ?
Aşık mahçupsa aracı koyar yar ile arasına. Aşık mecnunsa derdini kapı kadar sağır bir kulağa söyler. Ali’nin kuyuya haykırdığını.
O kör, paslı kapıyı aşıklar divanının kapısı eyler söyleyen.
Aşığın doğrudan söyleyemezliğinde kabahat arayan, sen de haklısın, o da.
Yarin gözünün içine bakamayan, araya koyduğunun gözüne bakar mecnun değilse. Mecnun ise ne görür, ne de bakar. Boynunu eğdiren yarin düşüncesi. Konuşan, susan aşkın ta kendisi.
Mecnun yare hitap mı etmiyor? Yar zaten onda, ama kendisine değil aşkı, yare. Yarin kendisinde oluşu, tek yare boyun eğişi, yarsiz kendisini bulamayacağını bilişi. Yar, hakikati. Gerisi yalan, ama yalanı değil.
Ey Sevgilinin karşısına çıkmaya utanan Aşık, Ey aşıklar divanında yeri boş kalan! Sevgili seni çağırdığında ”yüzüne nasıl bakacağım, nasıl halden şikayet edeceğim bu çiğlikle” diye çöle kaçan dost! Bilmezler ki sen nereye gitsen, ona gidersin. Onunla gidersin.
Ey yarini kalbinde taşıyan kişi! Araya aracılar soktun diye lanetlenen aşık! Ey yarden bir şey isteyemeyenlerin padişahı! Ey karşısında mahcup olabileceği tek bir varlık olan kişi, ey aşk sahibi, ey kendisiyle kendini ölçemeyeceğin bir aşkı kalbine sığdırmamazlıkla sığdırabilen!
Aşığın dediğinde kabahat aranmaz! Aşığın yanlışı yanlış, doğrusu doğrudur. Ama aşıktır eğrisine de, tek tük doğrusuna da yapışmayan. Sürekli yolda olan. Sürekli mahçup kalan.
Bütün dünya hakikatle yüzleşiyor da bir o mu hakikatinden kaçmakta? Yüz yüze gelmeye cesaret edemediğini sevmeye cesaret edebilenin cesaretini kaç Kelile ve Dimne anlatabilir?
O boyun eğişin, selam verişin aslanını kim anlatabilir?
Anlatmanın aslanları anlatabildikleri kadar anlatır, susmanın aslanları susabildikleri kadar susar.
O çığlık Yusuf’un zındanınaydı ki, ney’e su verdi.
Konuşan kim, yare koşan kim, bu ses kimin sesi bilmezmişim.
Derdi anlatman mı gerek anlamam için? Aşkla bakamasak da aşıklara bakıyoruz. Aşk okumak çileyi çekmek değil ey dost, çileyi görmek. Çile gören çileyi görmez bazan, bu aşkı görenin aşığı görmemesi gibi bir şey de.
Dediklerimizde bir hakikat var, ama, onun da ötesi var, berisi var.
Herkesin haklılık payı ne hakkı tüketir ne de hukuku.
Aşık ise hukuksuzdur, ama itip kaksan da itilip kakılamaz.
Ham aşık sevilmeyi bekler. Aşkla pişen, aşkta pişen bir şey beklemez, bekleyemez, kendini bulmayı bile.
23 Aralık 2010, 08:05
(düzeltilmedi, taslak)
Etiketler:
Ezberin Bozulacağı Yer,
Haddimize Düşmeden,
İtiraz Notu,
Kuyudan Hikmet Çıkarmak,
Mesneviyi Okumak,
Sessiz Kalınacak Yer,
Zevrâk-ı Derun'umuzdan
22 Mayıs 2010 Cumartesi
Tebrizli Şems: "Tanrı Mazlumları Sever!"
58. Tanrı mazlumları sever:
İki kişi güreş tutuyorsa onlardan kim yenilirse Tanrı ona sahip çıkar zira "Ben gönlü kırık olanlarlayım" denilmiştir (Mak. M. 205, Chittick 127).
TÜRKMEN Erkan, Şems-i Tebrizî'nin Öğretileri, Konya 2005, Anadolu Manşet Gazetesi Kültür Serisi No:11.
İki kişi güreş tutuyorsa onlardan kim yenilirse Tanrı ona sahip çıkar zira "Ben gönlü kırık olanlarlayım" denilmiştir (Mak. M. 205, Chittick 127).
TÜRKMEN Erkan, Şems-i Tebrizî'nin Öğretileri, Konya 2005, Anadolu Manşet Gazetesi Kültür Serisi No:11.
Etiketler:
Sessiz Kalınacak Yer,
Şems-i Tebrizî,
Ustaların Ağzından
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
